Birçok ebeveyn kliniğimize şu şikayetle başvurur: "Çocuğum aslında çok konuşuyor, susmak bilmiyor ama ne anlattığını eşim ve ben dışında kimse anlamıyor. Parkta diğer çocuklarla oynarken veya akrabalarımızın yanında sürekli onun ne demek istediğini çevirmek (tercümanlık yapmak) zorunda kalıyorum."
Eğer bu durum size de tanıdık geliyorsa, çocuğunuz muhtemelen "Gecikmiş Dil ve Konuşma" değil, "Konuşma Sesi Bozukluğu" (Artikülasyon veya Fonolojik Bozukluk) yaşıyor demektir. Gecikmiş konuşmada çocuk kelime bulamaz veya cümle kuramaz; konuşma sesi bozukluğunda ise kelimeler ve cümleler oradadır ancak harfler yanlış üretildiği için ortaya anlaşılamayan bir dil çıkar.
Artikülasyon ve Fonolojik Bozukluk Arasındaki Fark Nedir?
Ebeveynlerin bu iki durumu birbirinden ayırması zordur ancak klinik açıdan tamamen farklıdırlar:
Artikülasyon Bozukluğu: Çocuğun belirli bir harfi fiziksel olarak nasıl çıkaracağını bilememesidir. Dilini veya dudağını yanlış yere koyar. Örneğin, "R" harfini çıkaramaz ve "Araba" yerine "Ayaba" der. "S" harfinde dilini dişlerinin arasından çıkarır ve peltek konuşur. Zihni o harfi bilir ama organlar yanlış pozisyon alır.
Fonolojik (Sesbilgisel) Bozukluk: Bu çok daha karmaşık ve anlaşılırlığı en çok düşüren durumdur. Çocuk aslında harfleri tek tek çıkarabilir ama kelime içinde beyni o harfleri yanlış şifreler. Kelime sonlarını yutar (Muz yerine Mu), hecelerin yerini değiştirir (Kitap yerine Kipat) veya belli ses gruplarını toptan başka bir sese çevirir (Kamyon yerine Tamyon, Kapı yerine Tapı). Fonolojik bozukluğu olan çocuk, adeta kendine ait yabancı bir dil konuşuyor gibidir.
"Zamanla Düzelir" Demenin Psikolojik Maliyeti
Bir psikolog ve dil konuşma terapisti olarak en çok dikkat çektiğim nokta, anlaşılamayan konuşmanın çocuğun ruhsal dünyasında yarattığı yıkımdır. 3-4 yaşlarında çocuklar hatalarının çok farkında olmayabilir, ancak 5 yaşına doğru kreş/anaokulu ortamında akran zorbalığı başlar. Arkadaşları tarafından "Ne diyorsun, anlamıyoruz" denilen veya taklidi yapılan çocuk;
Konuşmaktan kaçınmaya başlar (seçici mutizm gelişebilir).
Sınıfta parmak kaldırmaz, özgüveni düşer.
Kendini ifade edemediği için öfke nöbetleri geçirir ve hırçınlaşır.
Daha da tehlikelisi, ilkokul 1. sınıfa bu hatalarla başlayan çocuk, duyduğunu ve söylediğini aynen defterine yazar ("Kedi" diyemeyip "Tedi" diyen çocuk, okuma-yazma öğrenirken deftere de "Tedi" yazar). Bu durum doğrudan akademik başarısızlığa ve okuma güçlüğüne yol açar.
Ne Zaman Destek Alınmalı?
Genel bir kural olarak; 2 yaşındaki bir çocuğun konuşmasının %50'si, 3 yaşındaki bir çocuğun konuşmasının %75'i ve 4 yaşındaki bir çocuğun konuşmasının %100'ü (yabancılar tarafından) anlaşılır olmalıdır. Eğer çocuğunuz 4 yaşına gelmesine rağmen hala harfleri yutuyor veya değiştiriyorsa, acilen bir değerlendirme yapılmalıdır.
Sonuç ve Çözüm
Harfleri yanlış söylemek bir zeka geriliği veya "dil bağı" problemi değil, sadece yanlış öğrenilmiş bir motor-bilişsel alışkanlıktır. Oyun temelli modern terapi yöntemleriyle bu sesleri düzeltmek oldukça keyifli ve hızlı sonuç veren bir süreçtir. Çocuğunuzun okul hayatına ve sosyal ilişkilere 1-0 yenik başlamaması için İstanbul dil konuşma terapisti Sena Baki ile iletişime geçebilir, profesyonel bir konuşma sesi değerlendirmesi talep edebilirsiniz.